Trine

Trine

Oyun Türü: Platform
Oyunun Adresi: Trine
Oyunun Lisansları: EULA,
Oyunun bulunduğu depolar: Depolarda Mevcut Değil,

Bilgisayar oyunlarının en eski türlerinden biri olmasına rağmen, platform oyunları, hâlâ popülerliğini korumakta olan bir oyun türüdür. Konsollardan gelip de Nintendo'nun Donkey Kong'unu ve Mario Bros'unu; Sega'nın Sonic serilerini bilmeyen yoktur. Elbette zaman içinde, yazılım teknolojileri geliştikçe, platform oyunları da kendilerini geliştirip pek çok unsuru da içlerine dahil ettiler. Prince of Persia, Another World gibi... Yazımızın konusu olan Trine [1], bunun en güzel ve en son örneklerinden birisi.

Trine, fantezi (FRP) tabanlı bir bulmaca - platform oyunu. Oyunda, FRP unsuru olan karakterlerden bir savaşçı, bir hırsız ve bir büyücü ile bunların güçlerinin kombinas-yonlarını kullanarak, çeşitli bulmacaları çözerek ilerlemek esas. Oyunun grafikleri ve hikayesiyse, masalsı bir dünyada geçiyor. Trine'ın, Windows, MacOS, GNU/Linux ve PlayStation3 için sürümleri var.

Uzak diyarlarda ve uzak zamanların birinde, bir büyücü, bir krallıktaki yaşam kaynağı olan Trine adlı kadim bir nesnenin üç gardiyanını yakalayarak kulesine hapseder. Akıl, güç ve ruhu temsil eden gardiyanlar tutsak edildiklerinde, krallığın dengesi bozulmuş ve ülke karanlığa gömülmüştür. Kara büyücü, ayaklandırdığı yarı - ölülerden oluşmuş bir orduyu krallık topraklarına gönderir. Kralın ordularının, direnmelerine rağmen, gardiyan-lar olmadığı için bozulan denge yüzünden bir türlü tükenmeyen yarı - ölü orduları karşısın-da bir şansları yoktur. Kaleyi terk etmek zorunda kalırlar.

Ancak gardiyanların gitmesiyle, yarı-ölülerden başka güçler de harekete geçmiştir. Kadim bir nesne olan ve kralın hazine odasında saklanan Trine da harekete geçerek, gardiyanlar ile köprü kurmuştur. Ancak gardiyanları kurtarmak için birilerine ihtiyacı vardır. İşte tam bu noktada; askerlerin kaçmasını fırsat bilerek hazineleri çalmak için kaleye sızmış bir hırsız, bir gün kralın bir şövalyesi olma hayali ile kendini kanıtlamak için hırsızın peşine düşmüş ve “yarı-ölü” ile “Trine”ın ne olduklarını asla tam olarak anlayamayan bir savaşçı ile Astral akademide eğitim gören ve bir seri kaza ve şanssızlık sonucu kalede unutulmuş başarısız bir büyücü, Trine'a ihtiyacı olan şeyi sağlarlar. Trine, onları gardiyanların tutulduğu Sarek'in kulesine giden terk edilmiş ve tehlikeli bir yola sokar.

Kurulum

Oyun, ticari lisansa sahip ve ücretli bir oyun. FrozenBytes Studios tarafından geliştirilmiş oyunu oynamak istiyorsanız, 20 dolara satın almanız gerekiyor. Oyun, bilgisayar ortamından indirilerek alınabiliniyor. Oyunun GNU/Linux sürümünü, HumbleBundle [2] ya da Desura'dan [3] satın almanız mümkün. Oyunu HB'dan alırsanız, kurulum dosyasını “Çalıştırılabilir” yaparak çalıştırıyor ve grafik birimden talimatları izliyorsunuz. EULA kabulü, kurulum dizini, kurulum ve kısayol oluşturmak aşamalarından geçiyorsunuz. Desura'nın oyun yöneticisi sisteminizde kurulu ise doğrudan buradan oyunun alım ve kurulum işlemlerini yapabilirsiniz.

Pardus 2011.2 üzerinde oyunu başlata-bilmeniz için, öncelikle bağıl paketlerden libstdc++ paketini kurmanız gerekiyor. Bunu Pisi'den kurabilirsiniz. Ancak 64 bit kullanı-cıları, 64 Bit sürümünü indirmiş olasalar bile, ses kütüphanelerinin 32 bit uyumsuzluğu nedeniyle, oyun başlarken yüklemenin ortasında birden kendilerini masaüstünde bulabilirler. Oyunu konsoldan başlattığınızda, yüklü bile olsa, libasound-module kütüpha-nesinin açılamadığı biçiminde bir hata mesajı karşınıza gelir. Oyunu sesi iptal ederek açarsanız, oyun başlar. Ancak bu elbette bir seçenek değil. Sesler mükemmel çünkü. Smile Bu sorunu aşmak için padsp komutunu kullanmanız gerekiyor. Bu komut, OSS aygıtlarını, PulseAudio'ya yönlendirecektir. Oyunu, kurulum ile kurduysanız, kurduğunuz dizin altında; Desura ile kurduysanız, /home/kullanıcı_adınız/Belgeler/desura/common/trine dizini altındaki trine-launcher64 dosyasının başına padsp ekleyerek açmanız gerekiyor. Eklediğiniz kısayolun komut kısmını da;

padsp /trine/kurulum_yeri/trine_launcher64 

şeklinde ayarlamanız durumunda, her defasında konsolu kullanmak zorunda kalmazsınız. Kaldırmak içinse, kurulum dizinini ve ev dizininizdeki ./trine gizli dizinini silmeniz yeterlidir.

Oyunun asgari sistem gereksinimleri:

 - 2.0 Ghz Intel Pentium ve dengi AMD işlemci

 - 512 MB ana bellek

 - 1 GB disk alanı

 - ALSA ya da PulseAudio destekli ses kartı

 - OpenGL 2.0 ve Shader 3.0 desteği aktif GeForce 6800 ya da RadeonHD 2800     veya üzeri ekran kartı.

Oyunun asgari sistem gereksinimleri bunlar. Ancak bu sistem, oyunu çalıştırsa da, pek oynatabildiği söylenemez. Çift çekirdekli bir işlemci ve 1 GB ana bellek, oyunun akıcılığı için daha iyi olacaktır.

Oynanış

Oyunu başlattığınızda karşınıza oyunun ayarlarını yapabileceğinizi bir başlatıcı menüsü gelecek. Buradan oyunun çözünürlüğünü, grafik detay seviyesini be başlatıcı dilini seçebilirsiniz. “Advanced” kısmından ise grafik ve kaplama efektleri, sesi açıp kapatmak ve tam ekran – pencere modu ayarlarını yapabilirsiniz. Ayarlarınızı yaptıktan sonra “Launch” diyerek oyunu başlatıyoruz.

Oyuna başladığınızda önünüze menü gelecektir. Oldukça basit bir menü. İlk sıradaki “Continue” oyuna, kaldığınız bölümün başından devam etmenizi sağlar. Oyunda, kayıt diye bir olay yok. Her üç karakterin de ölmesi durumunda başladığınız kontrol noktaları var. Ama “Continue” seçeneği oyunun ortasındaki kontrol noktalarından değil, bölümün başından başlar. İlk açılışta bu seçenek çıkmaz. “New Game” yeni oyun başlatır. Buraya girdiğinizde ilk olarak karşınıza oyunun ayarlarının kaydedileceği 5 slottan birini seçmeniz istenir. Oyunun ilerlemesi, karakterlerin kademeleri gibi ayarların kaydedildiği bir alandır burası. Yani oyunun kaydı değil. “Choose Level” kısmı, oyundaki bölümlerden istediğinizi seçerek, oynamanızı sağlar. Ancak oynamadığınız bölümler açılmaz. Sadece geçtiğiniz bölümleri oynayabilirsiniz. Bu seçenek de ilk çalıştırmada çıkmaz. “Options” kısmından ise oyunun ayarlarını yapabi-lirsiniz. Oyunun başlatıcı ayarların dışında, ses şiddeti, alt yazı açıp kapamak, alt yazı ve konuşma dili ve kontrolleri buradan ayarlayabiliyorsunuz. Oldukça açık ayarlar ama belirtmek istediğim bir husus, Trine, çok oyunculu olarak da oynanabiliyor. Eğer yeteri kadar kontrol  olursa, her üç karakter de aynı anda ekranda olabiliyorlar. Detayları yazının devamında belirteceğim, ancak burada değineceğim, Trine, taktığınız joypadleri görebiliyor. Ancak PL2 ve PL3 kontrol kısımlarından bunları, oyuncuların kontrolle-rine atamanız gerekiyor. Zor değil, ama oyuna çok oyuncu ile başlamak istiyorsanız, “Configure Controls” kısmından bunu her defasında yapmanız gerekiyor.  “Credits” oyunu yapanları listeler, “Quit” de oyunu kapatır.

Tipik tek oyunculu modda, karakterimizi klavye + fare ikilisi ile kontrol ediyoruz. Tuş kombinasyonunu elbette değiştirebilirsiniz, ancak varsayılan olarak klavye karakteri hareket ettirirken, fare ise yüzünü döneceği, ateş edeceği, koruma alacağı yönü belirlememizi sağlıyor. Tek oyunculu olarak oynadığınızda sol yukarıda seçili olan karakter renkli iken, diğerleri yarı şeffaf olarak duruyorlar. Hemen portrelerinin altındaki kırmızı bar, karakterin yaşam enerjisini, altındaki mavi bar ise büyü gücünü gösteriyor. Büyücüde bu çizgi oldukça önemli. Hırsız ile savaşçıda, büyücü kadar olmasa da, bazı güçlendirmeler için gerekli. Çok oyunculu oynadığınız zamansa hepsi renkli oluyor. Oyunun, karakterlerin yeteneklerini kullanarak ilerleme sağladığını belirtmiştik. Karakterlerimiz ve yetenekleri de şöyle:

Hırsız Zoya: Gizemli bir ka-rakter olan Zoya, kalenin hazine odasında olan kadim bir nesnenin varlığını duymuş ve onu çalmak için uzaklardan gelmişti. Krallığın yarı - ölü or-duları karşısındaki durumunu gayet iyi biliyordu. Yarı - ölüler, Zoya'nın işi-nin çoğunu yapmışlardı zaten. Kale savunma-sızdı. Hazineyi koruyan kimse yoktu. Her şey mükemmeldi.

Zoya, oyunumuzun haliyle hızlı olan karakteri. Oldukça usta bir okçu. Uzun mesafeden yarı-ölü askerleri veya kutu, kaldıraç gibi nesneleri vurmak için kullanacağımız karakter. İlk seferde tek ok atan Zoya, kademe atladıkça, iki ve üç ok birden atabiliyor. Ayrıca ok atmak için kullandığımız tuşa basılı tuttukça, Zoya, oku daha hızlı ve etkili atıyor. Zoya'nın güçlendirmelerinde ise ateşli ok ve hızlı sadak geliyor. Ateşli oklar, çarptığı yerde bir de ateş hasarı veriyor. Ateşli oklar, Zoya'nın büyü enerjisini götürürler. Enerji bittiği zaman ateşli ok atamazsınız. Kademe yükseldikçe hasar gücü de artan oklar, ayrıca meşaleleri yakmak, yarı - ölülerin kalkanlarını kırmak, zayıf tahta perde ve kutu gibi nesneleri kırmak  ve karanlık yerleri aydınlatmak için birebir. Hızlı sadak ise Zoya'nın yayını daha seri kurmasını sağlıyor.

Zoya'nın tüm bunlara artı olarak, bir de ipli bir zıpkını var. Tahta yüzeylere saplanan bu zıpkın ile kendini yüksek yerlere çekebildiği gibi, kenarlardan da sallanarak uzak yerlere atlayabiliyor. Ancak zıpkın, taş ve metal yüzeylere saplanamıyor. Yine oyunda uzak ve yüksek yerlere zıplamak, hızlı koşmak gibi gereken durumlarda, karakterimiz Zoya olacaktır.

Büyücü Amadeus: Amadeus, Astral akademide eğitim gören bir büyücü idi. Kendi yaşında olanlar çoktan mezun olmuş-lardı ama Amadeus, büyüden ziyade kızları etkilemek ile ilgilendiğinden, sınavlarda başa-rısız olmuştu. Kale terk edilirken ise, bir kazalar silsilesi sonucu arkada unutulmuştu. Burçlardan yarı - ölülerin yaklaştığını görmüş ve canını kurtarma derdine düşmüştü.

Amadeus, başarısız bir büyücü olmasına karşın, bazı işe yarar büyüler öğrenmişti. Ateş topu ya da yıldırım atamıyor, ama gerçek bir nesne gibi davranan şekiller oluşturabiliyor. Yine ustalaştığı büyüler arasında, nesneleri hareket ettirme var. Saldırı tuşuna basılı tutup, kare, düz çizgi ve üçgen çizerek nesneleri oluştururken; kullanma tuşu ise ekrandaki nesneleri hareket ettirmemizi sağlıyor. Tutabileceğiniz bir nesne üzerine gelince, fare imleci el işaretine dönüşüyor.

Büyücü oyunda saldırısı olmayan bir karakter. Ancak ulaşılması güç yerlerde, karşı ağırlık gerektiren teraziler gibi bulmacalarda kurtarıcınız olacaktır. Fare imleci ile bir kare çizdiğinizde, Amadeus çizdiğiniz yerde ve boyutta, orada bir kutu ortaya çıkaracaktır. Sonrasında ise Amadeus, köprü (oyunda “plank” olarak geçiyor) ve bağımsız üçgen oluşturma yeteneği kazanıyor. Kutu yerine, fareyi düz çizgi şeklinde çekerseniz, çizdiğiniz uzunlukta bir köprü oluşuyor. Kutu ve köprünün güçlenmeleri, aynı anda iki ve dört adet bulundurabilme ile kısıtlı. Ancak bağımsız üçgen biraz değişik. Kutu ve köprü, birer nesne gibi hareket ederken, üçgen havada durabiliyor ve büyücü üzerinde iken, bu üçgeni başka bir yere taşıyabiliyor (yani bir nevi kendini uçurabiliyor). İkinci kademede, hırsızın zıpkını, havadaki üçgene tutunabiliyor. Son kademede ise, hırsız ve savaşçı, bu üçgeni alıp fırlatabiliyorlar ve üçgen çarptığı yerde bir bomba gibi patlıyor.

Savaşçı Pontius: Pontius, her zaman kralın ordusunda bir şövalye olmayı hayal ederdi. Bu yüzden kendini kanıtlamak için fırsat kolluyordu. Yarı - ölüler kaleye yürüdüklerinde de onlarla savaşmayı kafasına koymuştu. Görünen o ki kalede, bu lanetli orduyla çarpışacak bir tek o kalmıştı. Ta ki, hazine odasından gelen hareketleri fark edene kadar. Bir hırsız hazineye girmişti. Kale muhafızı olarak, hırsızı yakalaması gerekiyordu. Pontius, hazinenin ne olduğunu veya yarı - ölünün ne anlama geldiğini hiçbir zaman tam olarak anlayamamıştı, ama bu O'nu durduramazdı. Krallığı kurtarmayı kafasına koymuştu bir kere.

Grubun kas gücü Pontius. Büyücünün zaten bir saldırısı yok. Hırsız, usta bir okçu olmasına karşın, birden fazla yarı - ölü asker, kılıç mesafesine yaklaştığı zaman O'nun da pek bir şansı kalmıyor. Oyundaki kaçınılmaz olaylardan biri olan göğüs göğüse müca-delede, her ikisi de Pontius'un kılıcına muhtaçlar. Pontius, oyuna kılıç ve kalkan ile başlıyor. Saldırı tuşu ile kılıcımızı savururken, kullanma tuşu ise kalkanı kaldırmamızı sağlıyor. Pontius'un kalkanı, yanma, kazıkların üzerine düşmek ve bataklık dışında tüm saldırı etmenlerine karşı tam koruma sağlıyor. Yarı - ölülerin saldırılarını, tavandan düşen kaya parçalarını, üzerinize atılan ateş toplarını ve gülleleri tamamen engelliyor. Kılıç güçlendiği zaman vuruş gücü artıyor. Üçüncü kademede ise yanan bir kılıcınız oluyor. Yani vuruş gücüne bir de ateş hasarı ekleniyor. Pontius ayıca, Titanların Kolu objesini alarak, ağır nesneleri kaldırıp fırlatabilme yeteneği kazanıyor. Üçüncü olaraksa, yıldırım çekicini alıyor. Yıldırım çekici, iki el ile kullanılan ve vurduğunda bir de yıldırım hasarı veren güçlü bir silah. Ancak oldukça yavaş ve bunu aldığınızda kalkanı kullanamıyorsunuz. Yine yıldırım hasarı, savaşçının büyü gücünü azaltıyor.

Karakterlerimiz ve yetenekleri bunlar. Oyunda azalan enerjilerimizi iksirlerle tamamlıyoruz. Bu iksirler, platformlarda ulaşılması zor ve gizli yerlerde olduğu gibi, öldürdüğünüz yarı-ölü askerlerinden de çıkıyor. Kırmızı kalp şeklinde olanlar, karakterlerin azalmış sağlıklarını doldururken, mavi olan iksirler de büyü güçlerini tamamlıyor. Bu ikisi, genelde düşmanlardan çıkıyor ve çevrede bulunmu-yorlar. Yeşil iksirler ise, karakterlerimizin deneyim puanı kazanmalarını sağlıyor. Bu iksirleri bölümlerde her yere dağılmış olarak bulabileceğiniz gibi, düşmanlardan da çıkıyor. İksirler sadece alan karakteri değil, tüm karakterleri etkiliyor.

Aynı FRP oyunlarında olduğu gibi karakterlerimizin gelişmesi deneyim puanlarına bağlı. Her 50 deneyim puanında karakterlerimiz kademe atlıyor. Deneyim puanlarınız tamamlanınca ekranın sağ üst köşesinde kademe atladığınıza dair bir “Level Up” işareti beliriyor. Kademe atlamada karakterlerimizin yaşam ve büyü puanı artarken, bir yetenek puanı da kazanıyorlar. “i” tuşuna basarak, karakter yetenek ve envanter ekranımızı açıyoruz. Portrelerin yanındaki baloncuklarda karakterlerimizin yeteneklerini ve kademe-lerini görüyoruz. Her yetenek, azami üçüncü kademeye kadar çıkıyor. İmleci bir yeteneğin üzerine getirdiğimizde, sonraki kademede ne olacağı ve geçmek için kaç yetenek puanı gerektiğini yazan bir açıklama beliriyor. Eğer en alttaki dairede yazan yetenek puanımız yetiyorsa, bu yeteneği geliştirebiliyoruz. 

Yetenek baloncuklarının altında ise karakterin taşıdığı bir takım nesneleri görebiliyoruz. Oyunda, size yardımcı olacak bazı nesneler de var. Bunlar, yaşam ve büyü gücünüzü arttıran, ölünce kontrol noktasına varmadan dirilebilmenizi sağlayan, su altında nefes alabilmenize yarayan nesneler gibi oldukça kullanışlı şeyler. Karakterlerimiz, anlattığımız yeteneklerin sadece ilki ile oyuna başlıyorlar (hırsız ok, büyücü sadece kutu çizimi, savaşçı ise sadece kılıç ve kalkan). İkinci ve üçüncü yeteneklerini oyunun içinde bulmak zorundasınız. Bu yetenekler, kullanmanız gereken yer gelmeden önce önünüze çıkan sandıklarda bulunuyor. Yani yolunuzun üzerinde bulunuyorlar. Ancak yardımcı nesneler öyle değil. Gizli ve ulaşılması zor yerlerde bulunuyorlar. Hırsızın ilk bölümünün sonunda ulaştığınız sandık gibi sandıklar için gözünüzü açık tutun. Bunların çoğunu almak zorunda değilsiniz, ama almanız size çok kolaylıklar sağlayacaktır. Bu nesneler pasif. Yani taşıyan karakter otomatikman nesnenin gücünü kullanıyor, sizin birşey yapmanız gerekmiyor. Bunlardan oyunda 26 tane var. Bakalım hepsini bulabilecek misiniz? Smile

Oyunun ilk üç bölümü karakterlerin yeteneklerini nasıl kullanacağınızı gösteren eğitim bölümleridir. Burada nerede ne yapacağınızı ekranın ortasında yazan ipuçları ile görebiliyorsunuz.

Oyunu, tek başınıza oynayabileceğiniz gibi, arkadaşlarınız ile işbirliği (co-op) şeklinde çok oyunculu olarak da oynayabilirsiniz. Ama bunun için joypadlere ihtiyacınız olacak.

Oyun, joypadleri otomatik olarak görmesine rağmen, karakterlere otomatik olarak atamıyor. “Options” kısmından karakterlere joypadlerimizi atadıktan sonra, oyunu başlattığımızda, kontrol atanmış karakterler oyuna başlıyorlar. Bu kısmı başlangıçta unutmanız sorun değil. Oyuna başladıktan sonra da Esc tuşu ile menüyü açıp, “Options” kısmından ayarlayabilirsiniz. Ancak ne yazık ki çoklu oyuncu, ağ desteğine sahip değil. Oyunu sadece tek bilgisayarda çok oyunculu olarak oynayabiliyorsunuz. İkinci bir handikap ise, joypad ile karakteri kontrol edebilmek biraz uğraş gerektiriyor. Bunun için, -özellikle de fare ile yaptığımız bakınma fonksiyonu için- analog özellikli bir joypad kullanmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Fare ve klavye tuş konfigürasyonuna bakarak, joypade de uygun şekilde tuş ataması yapın. Yoksa oyun eğlenceden çok işkenceye dönüşür. Ama çok oyunculu oynamak gerçekten çok eğlenceli oluyor. Mesela, ateş topu fırlayan bir yerden geçmek için, Pontius kalkanı ile ateş topunu bloke ederken, diğer oyuncular oradan rahatlıkla geçebiliyorlar. Ya da büyücü, üçgen çizdiğinde, üzerine çıkan diğer karakteri istediği yere götürebiliyor. Çok oyunculu modda da karakter değiştirebilirsiniz. Mesela hırsızın ip atarak geçeceği bir yer için, hırsızı önce geçirebilirsiniz. Ardından hırsız diğer karaktere geçer ve aşağıda bulunan karakter de hırsıza dönüşür. Hırsız ile tekrar ip atarak geçer. Ancak çok oyunculu oyun oynarken karakter değiştireceğiniz zaman, gözünüz takım arkadaşınızda olsun. O'nun oynadığı karaktere dönüşürseniz, O da sizin karak-terinize dönüşecektir. Boğuşmanın ortasın-daki Pontius'un ya da iple uzun bir uçurum atlayışının ortasındaki Zoya'nın, birden diğer karakterlerden birine dönüşmesi pek iyi olmaz sanırım. Çok oyunculu moda geçerseniz, üzerinize gelen düşman sayısı da artacak ve zorlaşacaklar, bilginiz olsun. Smile

Karakterlerin kendi özellikleri de var. Bunlara da dikkat edin derim. Mesela hızın gerektiği yerlerde hırsızı alın. Büyücü oyundaki en dengeli ve ortalama karakter. Geçmek için hız ve dikkati aynı anda kullanacağınız yerlerde (mesela üzerine bastığınızda çöken yerlerden zıplayarak geçecekseniz) büyücüyü seçin. Savaşçı fazla ağır kaldığından zıplayamıyor. Hırsız ise fazla hızlı olduğundan platformu aşıp öbür taraftan aşağı düşebiliyor.

Su altına girdiğinizde ise, hırsızı kullanın. En usta yüzücü o. Suya girdiğiniz zaman, ortada mavi bir çizgi çıktığını göreceksiniz. Azalan bu çizgi, tahmin edeceğinizi gibi, nefesiniz. Biterse ölürsünüz. Nefes almak için su üzerine çıkmanız gerek. O yüzden suya girmeden önce yüzeyin nerede olduğunu iyi hatırlamaya çalışın. Ama balık solungacı nesnesini bulabilirseniz, o tılsımı taşıyan karakter ile suya girdiğinizde, nefes sorununuz olmayacaktır. Ama sadece o karakter için. Bir de savaşçı yüzme bilmiyor. Onunla suya girmeyin, taş gibi batıyor.

Tuzaklarla dolu bir yerden geçecekseniz de en uygun karakter savaşçı. Zıplamanın yanında, sağdan soldan üzerinize gelecek gülle, ateş topu gibi tuzakları kalkanı ile savuşturabiliyor. Tuzakların olduğu yerde bir de yarı - ölü askerler varsa, zaten savaşçıdan başka seçeneğiniz kalmıyor. Neyse ki tuzaklar, size olduğu kadar, yarı - ölülere karşı da etkili. Yine savaşçının giydiği ağır zırh, daha az hasar almasını sağlıyor.

Sonsöz

Oyunu başlattığınızda, ilk olarak gözünüze grafikler çarpıyor. Karakter ve çevre modelle-meleri detaylı ve çok güzel. Grafikler, 2 ve 3 boyut arasında bir yerlerde. İlerlerken önünüzden ya da arkanızdan başka platformlar ya da şekiller geçiyor. Bu da sanki 3 boyutlu bir oyun oynuyormuşcasına bir his uyandırıyor. Ama oynanış olarak, oralara gitmeniz mümkün değil. Yine kamera zaman zaman 2 boyutla uyuşmayan (tepeye çıkma, dönme gibi) hareketlerde bulunuyor. Bu da sanki 3 boyut havası kazandırıyor. Renkler ve çizimler, sanki masalsı bir dünyada olduğunuz hissini uyandırıyor. Özellikle de Fangle Forest bölümünde durup seyredilecek manzaralara denk geliyorsunuz. :-) 

Mükemmel grafiklerde herhangi bir hata ile karşılaşmadım.

Seslerin de grafiklerden aşağı kalır yeri yok. Ses kalitesi ve bölümden bölüme değişen fantastik müzikler çok güzel. Kalitesine ek olarak, seslerin kullanımı da çok iyi. Zıplayacağınız bir platformda birden bir yarı-ölü askeri ile burun buruna gelmemek için hırsız ile birkaç ok attığınızda, orada bulunan yarı - ölülerin tıslamaları, ya da bir şelalenin yanından geçerken çıkan sesler çok iyi yapılmış. Keza karakterlerin seslendirmeleri de öyle.

Bulmacalar can sıkacak kadar zorlu, eğlenceyi de bozacak kadar kolay değiller. Üstelik bir yeri geçmenin birden fazla yolu oluyor.

Oynanabilirlik çok iyi olsa da bazı hatalarla karşılaştım. Oyun, nVidia'nın PhysX fizik motorunu kullanıyor. Motor fiziksel iletişimde çok güzel işler çıkarmış. Oyunda can sıkıcı olmasa da “capture edge” kısmında bazı hatalar mevcut. Özellikle hırsız ip attığı zaman, mesela üst üste çakılmış tahtaların olduğu bir duvarın dibinde, havada asılı kalabiliyor. Yine hırsızın ipi fiziksel olarak modellenmemiş. İple sallanmaya başladığı-nızda, hırsız duvarlara ve platformlara çarpsa da ip, platformların içinden geçiyor. Çok oyuncu modunda ise, karakterlerin üçü birden ölüp de menü açıldığı zaman fare imleci ortadan kayboluyor. Bir de şu çok oyunculu modu, tuş konfigürasyonu ayarları altına gömmek yerine, ana menüye bir seçenek olarak koysalardı iyi ederlerdi. Oyun inceleme yazısı için oyunun dokümanlarını ve ayarlarını kurcalamasaydım, pekâlâ da bu özelliği fark edemeyebilirdim.

Trine, her yönden çok güzel bir oyun. Survivor oyunun yapımcısı Frozenbyte, oyunun ikincisinin GNU/Linux sürümünün 2012 başlarında çıkacağını belirtiyor. OilRush'ın ardından Trine 2 de heyecanla beklediğim bir oyun oluyor.

 
 

Oyun Videoları:

Bu oyun tanıtımını GNU Free Documentation License 1.3 şartları altında kullanabilirsiniz.